Göreve geldiği ilk 2 sene hiçbir şey yapmadı, ben de defalarca eleştirdim. Hatta belediye arazilerini meclisten satma kararı aldıklarında “Satarak başladılar” demiştim.
Geçen zaman içinde işleri toparladı, başkan olduğunun farkına vardı, belediyeciliği öğrendi ve toplamda 2 yıl (2011-2012) çalışarak hizmet etti. Şimdi ise 5’inci görev yılı doluyor, yani son 1 yılının son aylarındayız…
Yaptığı hizmetleri bu köşeden alkışladım, tebrik ettim, doğru yaptığını söyledim. Hiç de pişman değilim. Bazı konularda halen iyi işler yaptığına inanıyorum.
Bir idarecinin iyi iş yapması, zaten yapması gereken bir şey, ama bir idarecinin “kin tutması” ve “garez bellemesi” işi değil; hatta demokrasilerde hiç olmaması gereken bir şey...
***
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’dan bahsediyorum. Eleştiriye tahammülsüz, hep övelim istiyor, hep ‘en büyük başkan bizim başkan’ diye yazmamızı istiyor. Öyle istediğini de, yazmadığım zamanlarda anladım.
Çocuk gibi alından, eğer böyle değilse egosu yüksek biri olan, ego sorunu yoksa bu kez de kompleksli derim...
Derim, çünkü öyle bir tavır içine girdi ki görseniz aramızda husumet var. Neden tavır aldığını sormak için bir türlü ulaşamadım da, Allah’tan Ömer Sebahattin Çetin’le görüşünce anladım. Gece yarısı bana mesajla bildirdi: “İrfan başkan sana fena kırılmış…”
‘Ben başkana bir şey yapmadım ki, neden kırılmış?’ diye sorduğumda “Feysbuk’taki bir mesajından” deyince, merak ettim ve mesajı yeniden gözden geçirdim.
Bana göre kırılacak küsülecek bir mesaj değil. O mesajı burada yeniden yazmak istemiyorum, vallahi gülersiniz...
***
Anladım ki Sayın Başkan’ın ciddi “ikili ilişki sorunu” var. Etrafında “dostum” diyeceği kimseyi bırakmama gibi anlayış içinde. Hayırlısı olsun. Akşam öğünümüz Özcan Işıklar’dan gelmiyor elbette ama bu yazı da bir “uyarı” niteliğinde olsun istedim.
Kimseyi kırma, küstürme, etrafında kim varsa hoşgörülü ol, demokrat ol. Madem sosyal demokrat bir siyasi görüşe hâkimsin, o zaman sosyalleş; toplumu germe, şahısları germe, seni bırak eleştireni, hatta çamur/iftira atsalar bile incitme ki incinmeyesin. Öyle bir hoş tavır takın ki, yapan yaptığından utanç duysun.
***
Allah aşkına Silivri’de kavga etmediğin kim kaldı? Gazetecilerle uğraşıp duruyorsun. Bugün bu makamda oturuyorsan, bunu önce “şimdi kavgalı olduğun” gazetecilere borçlusun! Bugün o makam da oturuyorsanız, bunu “yıllardır kavgayı sürdürdüğün” eski ilçe başkanların Abdullah Yıldırım’a, Selami Değirmenci’ye ve Hüseyin Şahin’e borçlusun. Hatta yüzlerce eski dostuna borçlusun!
***
Beni vaktinde uyarıp “Sen Işıklar’ı iyi tanımıyorsun” diyenlere ben hep şunu söyledim: Ben doğru bildiğimi yazayım da o istediğini yapsın.
Bugün yine aynı duyguları taşıyorum. İyi işler yapınca “doğru” dedim, kötüsünü yapınca “yanlış” dedim. Gerçekten elindeki imkânlarla güzel işler yaptı, ama yığınla gönül kırdı, yığınla kalp kırdı, yığınla insanı küstürdü.
İşte bu hareketi ile de, yaptıklarına kocaman bir gölge düşürdü.
Aday olur veya olmaz hiç umurumda değil...
Aday olsa bile, kazanıp kazanmayacağı da umurumda değil...
Tekrardan belediye başkanı seçildi diyelim, o zamanda umurumda olmayacak…
Çünkü benim inancımda, kim ki bir kalbi kırarsa; dünyayı yıkmış sayılır.
Makam mevki bir insanı insan yapmaz, insanlık gönül kazanmaktır…



